Oyun Geliştiricileri Zirvesi

Açıkçası sabırsızlıkla ve heyecan ile beklediğim bir etkinlikti ki aynen öylede oldu, yani bu tarz katıldığım etkinliklerde benim genel beklentim yeni bir şeyler öğrenmek kendi sektörüm ile yakından veya uzaktan alakalı insanların ne yaptığını bilmek ve takip etmek hoşuma gidiyor, birde bugüne kadar katıldığım bu tarz bir çok organizasyonda konuşmacı olarak katılan kişiler doğal olarak tecrübe sahibi ve bir yerlere gelmiş insanlar oluyor ama birde o insanların samimi paylaşımlarda bulunmaları işin en güzel tarafı çünkü düşünsenize sizin hedeflediğiniz bir yoldan çoktan geçmiş bir insan gelip size tecrübelerini aktarıyor daha ne olsun 🙂 neyse lafı çok fazla uzatmadan zirveden aklımda kalanları bir güzel aşağıya sıralayayım bakalım;

Oyun Geliştiricileri Zirvesi

Her şeyden önce bilmediğim bir Mevlüt Dinç gerçeği ile karşılaştım, zirvenin açılış konuşmasını yapan Mevlüt bey sektörü yani Türk oyun sektörünü kalkışa hazır hızını almış fakat daha havalanamamış bir uçağa benzetti ki bana kalırsa bu zirveden sonra o uçak sanırım havalanmak için biraz daha hız kazanmış oldu çünkü Mevlüt beyinde tahminlerinin ötesinde bir katılım oldu ki kendisi de şaşkınlığını salon ile gayet samimi bir şekilde paylaştı, gelelim Mevlüt beyin bizim ile paylaştığı notlara,

  • Çok yakın bir zamanda Türkiye Dijital Oyunlar Federasyonu’nun (TÜDOF) kurulduğu (Mevlüt Dinç Federasyon Başkanı seçilmiş.)
  • Güncel istatistiklere göre Facebook kullanıcılarının %80’i artık sosyal arkadaşlık sitesine oyun oynamak için giriyormuş, bende bunun en büyük tanığıyım bizim üniversitede bile LAB saatlerinde Facebook hesabını açıp direk oyun oynayan diyemeyeceğim ama sanki bir mesai doldurmak gibi oyundaki son durumunu kontrol eden ve yapılacak işler ve görevler var ise onları yapan arkadaşlar gördüm 🙂
  • Türkiye’nin hali hazırda 20 milyon gibi özel(özel kısmına sonraki paragrafta değineceğim) bir oyun oynayan oyuncu kesimine sahip ve aşağı yukarı aynı rakamda oyuncu sayısına sahip olan Güney Kore’nin oyun sektörünün parasal işlem hacmi ve değeri anlamında bizden ne kadar önde olduğu Güney Kore’deki sadece bir oyun firmasının yıllık cirosunun bizim toplam sektörün kat ve kat üzerinde olduğu bilgisi ile ortaya çıkmış oldu ayrıca bu bilgi sayesinde ne tür bir fırsatlar olduğuna da dikkat çekmiş oldu Mevlüt bey.
  • Gelelim Türk oyuncusunun neden özel olduğuna çünkü bizim oyuncularımız zor beğenen bir kesim ve ayrıca bu tarz kopyalanması bir şekilde mümkün olan dijital işlerin Türk oyuncuları tarafından anında tüketilmesi onları bir anlamda tecrübeli yapıyor ve Mevlüt beyinde dediği gibi onların beğeneceği bir oyununun dünyada da başarılı olma olasılığı yüksek,
  •  “Content is the King! gavur öyle diyor” diyor Mevlüt bey 🙂 burada anlatılmak istenen ve Mevlüt beyinde dikkatini çektiği konu oyun senaryoları ve oyun içerisinde kullanılan her şeyin gerçekten üzerinde düşünülmüş ve belli bir amacı olması gereken genel anlamda kaliteli bir içerik olması.
  • Ayrıca hazır oyun motoru kullanacak arkadaşlara Unity tavsiyesinde bulundu.

Aklımda kalan diğer anektodlar ise şöyle;

  • Oyun geliştirme aşamasında ve sonrasında istatistik ve analizin önemi öyle ki şuanda geliştiriciler oyuncu oyunu oynarken bile anlık geri bildirimler alarak genel iyileştirmelerde buluna biliyorlarmış  o arada geçen ve oyun firmalarının bir kısmı tarafından kullanılan analiz ve istatistik servis ve uygulamaları şöyle; appstats.eu , appdata.com , cohort analysis , kontagent.com
  • bir üst maddeyi uygulayarak yada projenin en başında her alanda olduğu gibi hedef kitleyi doğru seçmek veya tanımlamak gerekiyor,  örneğin zirvede son dönemde piyasada bir çok versiyonu olan Buble tarzı oyunları… – hazır olun! 50 yaş üzeri bayanların oynuyor olması hedef kitle belirlemenin önemini size anlata biliyordur umarım, neden derseniz zirvede de altı çizildiği üzere analiz ve istatistik biliminden yararlanmadan ve hedef kitleyi belirlemeden bir oyunun tutması hem imkansız hemde gözlerinizi kapatıp yola devam etmek gibi bir şey.
  • Bu hani bizim ile aynı sayıda oyuncu sayısına sahip olan fakat bizden kat ve kat parasal değere ulaştırdığı oyun sektörüne sahip olan Güney Kore deki oynanan oyunların %95’nin yerli olması!
  • Fikre aşık olmanın her zaman zararlı olması yani eğer yolun başında düşündüğünüz fikrin sonradan aslında işe yaramayacağını anlamanıza yardımcı olacak bir takım belirtiler oluştuğu zaman fikre aşık olmadan o fikirden vazgeçebilmek önemlidir.
  • Android ve IOS platformlarına ek olarak hızlıca neticeye ulaşmak ve oyununuzu kullanıcı geri dönüşlerine göre test etmek anlamında Facebook platformunun iyi bir seçenek olduğu.
  • Global çapta bir oyun yaparken 6 dile çevriminin, nereden ne geleceği anlamında sürprizler yaratabildiği
  • Mobil ödeme teknolojisinin, kredi kartı olmayan veya banka ile ilişkisi olmayan ve telefon sahibi kişilere ödeme konusunda ulaşmak için çok iyi olduğu ve bu ihtiyaçtan dolayı ortaya çıktığı.
  • Cemil Türün tarafından temsil edilen Yoğurt firmasının geliştirmiş olduğu Yoğurt3D Motoru‘nun yerli oyun motoru anlamında ne kadar değerli olduğu.

Son olarak eğer bu sektöre meraklı iseniz ve bu alanda yürümeye karar verdiyseniz Gideros Mobile’dan Deniz Soykurum Çetin’inde söylediği gibi yapın bir an önce ortaya bir şeyler çıkartın.

Bu tarz etkinlikler vizyon anlamında şart ve bir çok yararı var bu anlamda, bu etkinliği düzenleyen E-tohum‘dan Burak Büyükdemir hocama ve emeği geçen tüm İTÜ IEEE topluluğu üyesi arkadaşlara teşekkürler.

Reklamlar

Başarısızlık Zirvesi

29 Eylül 2012 – Etohum Başarısızlık Zirvesi / Panel 2.Oturum from Burak Buyukdemir on Vimeo.

“Başarısızlık zirvesi de ne?” şimdi diyenler olabilir doğaldır ki zirveye katılan konuşmacılar bile şaka ile karışık bu zirveye konuşmacı olarak gelmelerini en başta biraz garipsemişler 🙂 zirvenin hedeflerini benim anladığım kadarıyla açıklamak gerekirse başarısızlık zirvesi dünyada bazı ülkelerde düzenli olarak düzenlenen hatta zirveyi düzenleyen etohum kurucularından Burak Büyükdemir hocam ve bu fikri ortaya atan Efe Kethuda da failcon adlı bir etkinlikten esinlenerek bu zirveyi yapmaya karar vermişler, zirve bir anlamda insanların başarısızlıklarından ders çıkararak daha doğru kararlar almalarını hedefleyen ve aslında her başarının geldiği noktaya ulaşmak için aldığı yolda geçmişinde mutlaka bir kaç başarısızlığın olduğu ve başarıların istisnai bir kaç örnek dışında kolay ve tesadüfi olmadığı konusunda insanları bilinçlendirmek adına düzenleniyor da diyebiliriz sanırım çünkü göz önünde olan ve vitrinde olan bazı iyi örnekler sanki hep bir anda olmuş veya tesadüfi nedenler ile ortaya çıkarılmış gibi bir izlenim oluşuyor ve aslında başarılı olacak bazı insanlar daha yolun başında ilk başarısızlıklarında pes edip hayallerini bir köşeye atıyor, tabi pes etme durumu gerek insanın kendi iradesi ile gerekse de etrafın getirmiş olduğu bir başarı baskısı ile ilgili tabi, şimdi gelelim zirvenin getirdiklerine;

basarisizlik-zirvesi

Bu karışık  giriş bölümünden sonra gelelim etohum’un düzenlemiş olduğu ve Özyeğin Üniversitesinin destek olduğu başarısızlık zirvesine, bildiğim kadarıyla bu çapta ve konusu itibari ile ülkemizde düzenlenen ilk başarısızlık zirvesi, zirve konukları ile ilgi uyandıran ve konukların içten paylaşımları ile gerçekten dolu dolu bir etkinlik oldu bence. Zirveye katılan konuklar aşağıdaki gibi;

Ayrıca zirvede etohum kurucusu Burak Büyükdemir hocam da gerek moderatör gerekse de ara ara kendi görüşlerini dile getirirken Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Erkut hoca da zirve ile ilgili açılış konuşması yaptı ve moderatör olarak Tunç Kılınç‘da güzel bir oturum yönetimi gerçekleştirdi.

Etkinlik Özyeğin Üniversitesi’nin yeni Çekmeköy kampüsünde düzenlendi, ulaşım konusunda Altünizade deki kampüsden servisler kaldırıldı fakat ben konumum icabı zaten Çekmeköyde oturduğum için arkadaşım Onur Ömer Kırıcı ile birlikte Çekmeköy den etkinliğe katıldık bu arada Özü Çekmeköy kampüsünde yapılacak tüm etkinlikleri gönülden destekliyorum 🙂 zirvenin bizim için gerçekten günlük hayatlarımız içindeki rutinler den kurtulup vizyon anlamında bize bişiler kattığını bütün içtenliğim ile söyleyebilirim, özellikle şu kişi şu oturum diye yazamayacağım çünkü baştan sona tüm oturum ve paneller gerçekten konuk olan kişiler tarafından güzel paylaşımlar ile çok yararlı geçti ki bu kadar uzun süreli bir etkinliğe arkadaşım ile giderken arkadaşımın sıkılması konusunda biraz tedirgindim ama hiç de öyle olmadı salondaki herkes gibi bizde gerçekten hem çok eğlendik hemde zaman zaman pür dikkat kesilip anlatılanları can kulağı ile dinledik.

Etkinlikten aklımda kalanlar ise konuşmacılar ve paneller bazında şöyle oldu; açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Erhan Erkut hoca kariyerindeki başarısızlıklar konusunda yaptığı en büyük hataların ön gördüğü konular hakkında müşteriyi yada o konuyu ilgilendiren kitleyi bir kaç kez dinlemeden kendi öngörüleri çerçevesinde işleri yapmasını gösterdi fakat başarısızlık karşısında yapılması gereken en doğru hareketlerden birininde o başarısızlıklardan gerekli dersleri çıkardıktan sonra hemen ardınızda bırakıp yola devam etmeniz olduğu gerçeğini bize hatırlattı. Sonrasında Ali Saydam ve sunumunu yöneten asistanı sahneye çıktılar, gerçeği söylemek gerekirse Ali Saydam’ın kendisini önceden tanımıyordum ki onursal başkanı olduğu Bersay İletişim‘in Zincirlikuyu daki kafe ve kütüphane alanı karışımı yerde etohum’un tarafından düzenlenen etkinliklere bir çok kez katılmama rağmen (buda benim ayıbım sanırım). Kendisi gerçekten içten bir konuşma düzenlemişti ve konuşması ile ilgili aklımda kalan ve onunda dinleyiciler açısından aklımızda kalmasını istediği 3 kelime yada formül şöyle oldu; Başarı = Beceri sahibi olmak yada edinmek + İradeli olmak + Odaklanmak. Cem Duran, Lütfi Demirci, Yusuf Yıldırım, Bora Kızıl, Oktay Yılmaz ve Şafak Altun’un konuşmacı olarak katıldığı ve Burak hocamın yönettiği panelde katılan kişilerin geldikleri noktada ki başarılarını elde etmek için ne gibi başarısızlıklar yaşadıkları ve bunlardan ne gibi dersler çıkardıkları konuşulduğu panelden aklımda kalanlar ise şöyleydi; mesela Cem Duran’ın arkadaşım Onur Ömer Kırıcı sayesinde ziyarete gittiğimiz photoshoter firmasının sahibi olduğunu öğrendim tabi sahip olduğu başka projelerde var, başarısızlık deneyimleri anlamında ise biz dinleyicilere bilmediğimiz sektörlere en az 6 aylık bir fizibilite yapmadan girmemiz gerektiği ve bazı işlerin özellikle mekan işletmenin İnternet girişimciliğin den gelen insanlar için gerçekten zor olduğu konusunda öğütlerde bulundu.

Yusuf Yıldırım messengerfx projesinin sahibi onun dikkat çektiği bir projeyi başarısızlığa götüren etkenlerden biri de proje içerisinde size yapılan yanlışlıkları söyleyecek yada uyaracak birsinin olmamasının projeyi ne gibi yanlışlara sürükleyeceğini söyledi ayrıca girişimcilerin her zaman bir B planlarının olması gerektiğini bu anlamda kendisinin yatırımcılar konusunda yaşadığı talihsizlikleri anlattı ve yatırımı sağlayan firmalara aşırı derecede gelecek yatırımlar konusunda güvendiklerini ve bu yüzden finansal anlamda sorunlar yaşadıklarını, girişimcilerin tek bir yatırımcıya güvenmeyip yedek yatırımcılar aramasının daha iyi olacağını söyledi. Bora Kızıl ise bir Türk girişimci olarak Fransa’da e-ticaret sektöründe oldukça iyi girişimlerde bulunmuş ve aynı zamanda daha fırsat siteleri piyasada yokken Fransa’da ünlü bir kupon sitesinin kurucularındanmış. Oktay Yılmaz ise Ülkemizin önde gelen e-ticaret tecrübesine sahip kişilerinden bu yöndeki tecrübelerini bize aktardı. Lütfi Demirci ise paneldeki en genç tecrübe sahibiydi, kendisi sanırım 1992 doğumluymuş ve 2011 yılında etohum girişimcileri arasınada seçilmiş. Şafak Altun ise bir yazar girişimcilik ve iş dünyası konusunda kitapları var sanırım.

veeee Serdar Kuzuloğlu, nam-ı değer sayın İnternet ekipler amiri 🙂 kendisini canlı olarak 2. defa dinliyorum ne yalan söyleyim bu adamı ve tecrübelerini dinlemek ve tespitleri konusunda ona katılmamak mümkün olmasa gerek, bu sefer ki sunumunda zirvenin konusu gereği başarısızlık konusuna farklı bir açıdan bakmamızı sağladı ve genel anlamdaki başarı algısını sorgulamamız gerektiğini hayat içindeki bazı başarıların nasılda bazen başkalarının başkalarına empoze ettiği bir olay olabileceğini görmemizi istedi bu anlamda tanımamız gereken bazı tarihsel kişileride bize hatırlattı (Nikola Tesla ve Vecihi Hürkuş). Birde bu foursquare deki check in olayının saçmalığı… neden mi? çünkü saçma 🙂 alın size günlük hayatda bize sunulan suni başarı örneklerinden biri işte gerisini siz düşünün.

Etkinliğin son panelini ise renkli ve samimi konuşmaları ile Tunç Kılınç tarafından yönetildi, son panel olması nedeni ile biraz yorulmuştuk fakat panel konuklarından olan özellikle Hüsnü Özyeğin ve Ali Sabancı tarafından renklenen sohbet gerçekten ilgi çeken bir panel oldu, Hüsnü Özyeğin geçmiş de yaşamış olduğu belki başarısızlık değil ama üzerine emek sarf ettiği ve sonradan emeğe ihanet ettiklerini düşündüğü bir kaç çalışanı konusunda yaşadığı üzüntüyü satır arasında kısaca değinirken daha çok insanların mensubu oldukları firmayı benimsemeleri gerektiğini kariyerleri çerçevesinde yaptıkları her işi başkasının işini yapıyormuş gibi görmek yerine kendi kariyer yollarında yapmaları gereken bir iş olarak benimsemeleri gerektiğini belirtti, aynı anlamda söylediği bir sözde sanırım herkesin hayatında benimseyeceği bir söz oldu sanırım; “Şirketini mal sahibi gibi yönetmeyen yöneticinin mal sahibi olma ihtimali yoktur!” bu çerçevede sahip olduğu 2 çocuğunun doğumlarında iş için yurt dışında olduğunu söyledi ve böyle bir zorunluluğum yoktu ve o zaman ki patronum Mehmet Emin Karamehmet bana böyle bir şeyde söylememişti fakat ben kendim gitmeyi tercih ettim dedi.

Ali Sabancı panelin en renkli simalarından biriydi, Emre Kurttepeli ile olan şakalaşmaları tüm salonu kahkahalara boğdu ve insanların üzerindeki yorgunluğu alarak panele konsantre olmalarını sağladı, Ali Sabancı bilindiği üzere Pegasus hava yollarının sahibi Sabancı Holdingde geçirdiği zamanları kariyerinin en başarısız günleri olarak tanımlıyor sebebine gelince ise o kadar büyük ve aynı zamanda gelenekçi bir yapının içinde kafanızdaki işleri istediğiniz kadar kolay hayata geçiremiyorsunuz anlamına gelen kelimeler ile anlattı, kendisine göre evdeki ve ailedeki huzur her şeyden önemliymiş öyle ki işte başarısız olmak ama evde huzurlu ve mutlu olmak daha iyi bu anlamda Ali Sabancı bazı kişilerin o kadar işkoliğim ki eve vakit ayıramıyorum ve bu yüzden boşandım yada ailem dağıldı düşüncelerini bir övünç kaynağı gibi anlatmalarını da saçma bulduğunu belirtti, ayrıca Pegasus hava yollarına gelen müşteri geri bildirimlerinin bazıları ile kendisinin ilgilendiği ve bu konuda dikkat çeken 2 örneği de bizimle paylaştı ilki bir salondaki arkadaşımızın sorusu üzerine geldi, Ali bey şirkete gelen bir şikayet mailinin içeriğini inceler ve sonrasında yaşanan mağduriyetin sebebini araştırır ve yaşanan olayda haksız tarafın müşteri olduğunu görür ve çözüm gayet basittir “o zaman bizi tercih etme” diye mail atar, ikinci olay ise yapıcı anlamda şirkete gelen şikayet maili üzerine maili gönderen kişiye yine kendi bizzat cevap yazar ve o kişi şuanda Pegasus hava yollarında büyük bütçeli bir projeyi yöneten kişi olmuştur.

Emre Kurttepeli ise yaptığı ve halen başka firmalar tarafından da yapılan hatalardan biri olduğunu söylediği başarısızlığı konusunda satın alma yöntemiyle grup firması bünyesine katılan küçük ama başarılı firmaların satın alınan büyük firma tarafından kendine benzetme projesi ile nasıl o başarılı modellerin başarısızlığa sürüklediğini ve bunu bizzat yaşadığını bu konuda dersler aldığını belirtti.

Levent Erden bazen bazı şeyleri ön-ön görmenin de başarısızlıklara yol açtığını eğer pazar sizin fırsat yada yararlı olarak gördüğünüz şey için hazır değilse vaktinden önce onu hayata geçirmenin de başarısızlığı getirebileceğini söyledi ve şu meşhur kişilerin unvanları konusuna da yeni bir unvan ekledi “Genel müdürler koordinatörü paşası” 🙂

Başarısızlık zirvesi katılan her konukta şaka ile karışık “biz niye burada konuşmacıyız acaba?” sorusunu aklına getirmiş ki kendileri de bunu dile getirdiler zaten 🙂 şaka bir yana konukların hepsi geldikleri noktalara gelirken mutlaka başarısızlık durağına uğramışlar, bence başarısızlık için işlenmesi gereken bir maden benzetmesi yapılabilir eğer siz bu madeni işlemez iseniz ondan gerektiği gibi faydalanamazsınız fakat hak ettiği gibi işler ona o değeri verirseniz en çok faydayı sağlayabilirsiniz.

Umarım bu etkinliğin devamı gelir ki gelecek gibi de gözüküyor bu anlamda en başta Burak Büyükdemir hocama ve Özyeğin Üniversitesine teşekkür ediyorum bu tarz vizyon açan etkinlikler iş dünyasında yolunu bulmaya çalışan genç insanlar için gerekli ve bu tarz etkinliklere zaman ayırmayan ve tamamen teknik konulara dalmış halde dünyadaki ve çevremizdeki gelişmelere aldırmayan arkadaşlara da duyurulur Ali Saydam’ın da söylediği gibi insanların her konuda bir dünya görüşü olmak zorunda yoksa o kişilerin vizyon sahibi olmaları zor.